14 Eylül 2006


Bütün gün seramik yapmaktan başka bir şey yaptığım yok. Öğlen gibi kalkıyorum, kahvaltı ediyorum, atölyeye gidiyorum. Akşama kadar orada kalıyorum. Bugün hoş bir çanak yaptım, onu kime hediye edeceğimi henüz bilmiyorum. Galiba bu seramik işi de benim "anı kutum" olacak. Yani biraz okumuş yazmış biri kanser olduğu zaman ya kitap yazıyor ya da kanser üzerine araştırma filan yapıyor, hiç olmadı herkese kanserinden bahsediyor. (Bu eğilim bir süre bende de oldu yani hep kanserden konuşmak istiyordum ama çok şükür geçti.) Ben insanlar beni kanserimle ve "aman da ne biçim mücadele etti valla" diye değil de onlar için yaptığım özel bir şeyle hatırlasınlar istiyorum. Çünkü arada sırada hayal kursam da çıplak gerçekliğin maalesef fena halde farkındayım...
Uzun bir aradan sonra bu gece mutfağa girdim ve meyveli bir tart yaptım, sağolsun Dr. Oetker hazır tart hamuru çıkarmış. Yarın sabahtan yine hastane faslı var. Üç hafta geçiveriyor, böyle üç hafta üç hafta diye diye bakalım ne kadar idare edeceğiz...
Buralar hala daha bayağı sıcak olmasına rağmen, kışın gelmekte oluşu kendini hissettiriyor, gece üstümü örtüp uyumaya başladım bile, gerçi Fethiye'de bu daha mümkün değildir ama Akyaka daha serin Fethiye'den. Epeydir denize gittiğim de yok.
Canım arkadaşım Kader bana ve Deniz'e kitap yolladı, onları okumaya da başladım. Şimdi bakıyorum da aslında bayağı bir iş yapıyormuşum yahu! Seramik, tart, kitap eh bir insan daha ne kadar faal olabilir ki... Artık her gün düzenli olarak ekmek de yapıyorum. Dışarıdan ekmek almayı kestik çok şükür.
Böyle bir tuhaflık içindeyim...
(Fotoğrafı bir gezi sırasında Gemiler Koyu'ndan dönerken çekmiştim, buraya koymamın özel bir manası yok, sadece hoşuma gidiyor.)

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home


View My Stats