15 Eylül 2006



Kortizon sonrası hiperaktivite krizi. Sonuç, küçük bir orduya yetecek kadar çörek, poğaça, kek ve kurabiye! Bir de 7 Tahıllı Ekmek. Sevgili Dr. Oetker ve Sevgili Söke Un'a buradan selamlarımı yolluyorum ve başarılarının devamını diliyorum. Bu arada tabii ki Emine Beder ablamızı anmadan asla olmaz, Sevgili kitabı Pastalar ve Kurabiyeler'de yapılmamış pek az tarifi kalmıştır, ay ay bu arada Sevgili Portakal Ağacı Haticeye'de bir selam edelim. Gerçi evlendi ve işler biraz zora bindi ama olsun çabalıyor en azından! Valla benim bir yemek blogu sahibi karım olsa her akşam eve gelirim ve "Hanım ne yemek var" diye sorarım ve de en az üç çeşitten aşağısından tatmin olmam şahsen. Şimdi sorun şu: Bir kadının olsa olsa gününde yapacağı bu kadar hamur işini kim yiyecek? Ama olsun biz yemesek de Pati nasılsa hepsini indirir mideye. Yarın atölyeye götürür ve "Bakınız lütfen, aynı zamanda nefis! kurabiyeler de yapabiliyorum nitekim" diye hava atarım. Her gelen börek, kurabiye, poğaça filan getiriyor ve bunların yenilip "Aman da pek güzel olmuş, şahane valla" şeklinde yorumlar yapılmasını bekliyor (son yediğim poğaçalar bir şeye benzemiyordu ama söyleyemedim haliyle).
Mutfağı da biraz düzene sokmaya çalıştım, en azından pasta ve kek malzemelerini biraraya topladım. Ve de çalışırken bir bardak beyaz şarap koyup, kendimi ünlü bir Fransız Restoranı'nda "Pasta Şefi" olaraktan tahayyül ettim. Bugün okuyup bitirdiğim "Mutfak Sırları" adlı kitabın bir sonucu olsa gerek. Amerikalı bir şef yazmış, hoş bir kitap, restoranlarda mutfağın nasıl işlediğini merak ediyorsanız alınız ve de okuyunuz.
Beyaz şarap meselesine gelince, gayet ciddi bir araştırma sonucu günde dört (4) bardak şarabın kansere pek iyi geldiği tespit edilmiş, ruhsatlı bir kanser hastası olarak hemen uygulamaya koydum tabii. Keten tohumu çiğne, ıspanak suyu iç, kendi içinde bir yolculuğa çık bir şekilde, çiçek böcek sev diyenlere pek itibar etmiyorum, ama bayılıyorum böyle "Valla billa şarap da pek iyi gelir, içiniz" diyen doktorlara...
Sondan bir önce okuduğum kitap olan "Yanında Olmak İstiyorum" bir kanser hastası kadın tarafından kanserli hasta yakınları için yazılmış. İçinde pek faydalı öneriler var, kanserli bir yakınınız varsa alınız ve okuyunuz. Biraz anglosakson ama idare eder. Tabii bu kitabı kendine tavsiye ettiğim Sevgili ablam "Sen ne hakla bana kitap tavsiye edersin, benim aklım fikrim yok mu ha, ben zaten her şeyi sular seller gibi biliyorum" şeklinde bir olaya yazıldı ama artık bir şey demiyorum. (Şimdi yarın bunu okur ve beni arayarak ben öyle mi dedim der.) Bu arada kitabın yazarı olan hanım abla, sağlıklı yaşam delisi (hani o durmadan havuç, brokoli, lahana filan yiyenlerden), her gün sporunu asla ihmal etmeyen ve de fanatik sigara karşıtı olmasına rağmen 4. evreden bir akciğer kanserinden gitmiş bulunuyor (Doktoru kesin, "Neaa 28 yıl önce sigara mı içiyordunuz" deyip tip tip bakmıştır suratına.) Şimdi eğlensem mi, üzülsem mi bilemedim! Eğlensem "Ulan ne acımasız hatunsun yani ha" diyebilirsiniz ama eğlenceli bir tarafı olduğu da kesin yani.
Şimdi bir fıkra anlatıyorum: Adamın biri doktora gitmiş ve demiş ki "Doktor bey, ben 90 yaşına kadar yaşamak istiyorum", doktor da demiş ki, "İçki içiyor musun?", "Haşa!" demiş, "Ağzıma sürmem", "Peki sigara?" demiş doktor, "Asla!" demiş, "Bir nefes bile çekmedim", "Karı, kız?" demiş doktor, "O da ne!" demiş, "Yanından geçmem", "E be!" demiş doktor, "Birader, 90 yaşına kadar yaşayacaksın da ne bok yiyeceksin!"
Bu arada ey kari! (gördüğünüz gibi bunu da diyebiliyorum), muhtemelen rüyalarımı yazmaktan ne kadar hoşlandığımı da anlamış bulunuyorsunuz (kibar bir insan olduğum için siz diyorum), dün gece yine hoş! bir rüya gördüm. Bütün derilerim böyle böyle kalkıyordu ve ben hepsini acayip soymak istiyordum ama "Ulan bu kadar yandık şimdi soyucaz bunları altından beyaz beyaz çıkıcaz" diye soymamaya çalışıyordum. Bir yandan da ufak ufak soyuyordum. Bu rüyada görülen tırnak sökme, deri kaldırma filan gibi durumların psikolocik bir açıklaması vardır muhtemelen ama duymak istiyor muyum? Sanmam! Hem Freud'a rahmet okutan Jale'de artık yanımda değil bir yerde...
Neyse artık yatayım doktorların tavsiye ettiği dört (4) bardak şarabın yanına bir (1 bardak) şarap da ben ilave ettim hani kansere iyicene bir iyi gelsin diye. Uyuyumazsam tv seyrederim, hiç olmadı kitap okurum, hiç olmadı hayal kurarım.
(Yukarıdaki resim, internetten aranıp, ne kadar espritüel bir kişilik olduğumun ispatı olarak konulmuştur, başka bir manası yoktur.)

1 Comments:

At 4:13 ÖS, Anonymous Adsız said...

Ha bir de kanserli kardeşinize, eşinize çocuğunuza ve de üçüncü dereceden zırtlarınıza nasıl davranırsınız kılavuzu eksikti... Bir de üstelik kuş yemiyle beslenenler sınıfından bir yazarın yazdığı cinsten.. Tüf sana. Sinir oluyorum yav.. Ben sana her zaman davrandığım gibi davranıyorum, kanser olsan da olmasan da seviyorum seni yani, kaygılanıyorum, düşünüyorum, şımartıyorum, dövüyorum, azarlıyorum. Ne yapalım lan, ben ablayım... Önce sen doğsaydın bana ne..

Salak..:)))

İdem

 

Yorum Gönder

<< Home


View My Stats