28 Eylül 2006

Günlükbaşı'nda bir internet cafe buldum, evde sıkılınca kaçtım geldim buraya. Daha eve telefon bağlanmadı, haftaya kadar da bağlanmayacak muhtemelen. Bekliyoruz bakalım. Fethiye yağmurlu bir kaç gündür ama sıcak. Ev her zamanki gibi, Deniz okula gidiyor, ben sabahları Jale uyanmazsa diye uyanıp onun seslenmesini bekliyorum, o seslenince de geri yatıp uyuyorum. Sonra da bütün günü kah iş işleyerek, kah televizyon seyrederek, kah Pati'yle oynayarak geçiriyorum. Taşlarımı yapamıyorum, çünkü bilgisayarım bozuk, resim basamıyorum. Bugün bilgisayarcıyı aradım, gelip alacaklar ve tamir edecekler, sağolsunlar. Pati tadından yenmez bir köpek oldu. Bütün gün peşimden ayrılmıyor. Ben nereye o da oraya. Sabahları çıkıyoruz beraber geziyoruz, bakkala çakkala beraber gidiyoruz, beraber yemek yiyoruz. Dün aşılarını da yaptırdım, böylece seneye kadar yapılacak aşısı filan kalmadı. Veteriner de "Valla arasanız böyle köpek bulamazdınız" dedi, hakikaten de öyle. Çok şahane bir köpek oluyor. Bugün cafe'ye gelirken nefis bir yavru tekir kedi gördüm ama tuttum kendimi almadım artık.
İçimde müthiş bir huzur duygusu ve rahatlama var. Şu bir sene hakikaten de kabir azabı çekmişim farkında değilmişim. Dün Dr. Mahmut Bey'le de konuştum, ilaç işimi Fethiye'de halledebileceğiz, böylece bu iş de bitmiş oldu. Tomografi ve kan tahllilerini de burada yaptıracağız. Ben tomografileri kargoyla yollayacağım İstanbul'a. Canım buradan bir yere ayrılmak istemiyor çünkü. Artık rahatıma bakacağım ve seneler önce Fethiye'ye göçerken söylediğim gibi, kır saçlı, selülitli, bilge bir kocakarı olacağım.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home


View My Stats