10 Ekim 2006

Bugün sözde tomografi çektirecektim! Suyumu alıp gittim ve hastanedeki suratsız görevli, ilacı 3 saat önceden içmem gerektiğini bugün söyledi bana. Neyse, haftaya salı gününe tekrar randevu aldık. Biraz sinirim bozuldu haliyle, kendimi hazırlamıştım bir sürü. Artık yapacak bir şey yok deyip, döndük geri ablamla.
İçimde bir sıkıntı var son günlerde, muhtemelen kontrol vaktinin gelmiş olmasından dolayıdır. Takke düşecek kel görünecek tekrardan. Bir şey çıkacağını sanmıyorum ama belli olmuyor ki bu meret. En kötüsü de o, iyileşip iyileşmediğini bilemiyorsun bir türlü. Ya ölüyorsun, ya da ne olacağından habersiz bir şekilde yaşıyorsun. Benim de hayatta en tahammül edemediğim şey belirsizliktir. Hoş, Ursula ablam (Ursula K. Le Guinn), "Hayatı mümkün kılan şey belirsizliktir" demiş ama kendisiyle aynı fikirde olamadım bir türlü. O zaten tek gerçek yolculuğun geri dönüş olduğunu da söyler aslına bakarsan. Böyle bir karamsarım işte. İç dünyama yolculuk mu yapsam ne yapsam! Keşke biraz mistik bir insan olsaydım, böyle reikiydi, yogaydı, zendi takılır kendimi kandırırdım. Bu kadar gerçekçi olmak iyi değil yahu.
Karamsarlığımda son günlerde yaşadığım şeylerin de etkisi var tabii. Ne kadar şanssız bir insanım ben. Bu artık resmen tescillenmiş oldu. Şans mans yok bende. Kendi salaklığım da var tabii ama, ben insanların bu kadar kötü yürekli ve şerefsiz olabileceklerini düşünemiyorum bir türlü işte. Yani düşünüyorum da, böyle insanların benim başıma gelebileceğine ihtimal veremiyorum. Hadi sağlıklıyken gelse bu kadar da öfkelenmezdim ama bir insanın hastalığından hele ki kanser gibi bir hastalıktan çıkar sağlamak en şerefsiz insanın bile aklına gelmez yahu! Neyle karşı karşıya olduğumu anlayana kadar epey bir soyuldum yani. Neyse ne demişler göte giren şemsiye açılmaz!
Bugün Halk Eğitim Merkezi'ni aradım ve takı tasarımı kursuna gitmeye karar verdim. Yarın gidip yazılacağım, ayda 40 liraymış. Belki, pasta, bisküvi yapımı kursuna da giderim. Bira içmeyi bıraktım nasılsa, biraya verdiğim parayı, kursa veririm bir işe yarar bari. Bir adet kurs kadıncığı olarak yaşayacağım anlaşılan. Ne yapayım, nakış işle, kitap oku, televizyon seyret, zaman geçmiyor bir türlü.
Havalar hala çok sıcak ve denize girilebilir. Ama bu yaz o kadar çok denize girdim ki, artık pek canım istemiyor, resmen üşeniyorum. Evim de çok güzel, balkonum yeşillikler içinde, insanın öyle güzel bir evi olunca, dışarı çıkmak da istemiyor hani yani.
İşte böyle sevgili günlük!

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home


View My Stats