
Bugün gittim ve Kültür Merkezi'nde Ebru kursuna yazıldım. Haftada iki saat, ayda 40 ytl. Herşey hazır, kağıt hazır, boya hazır, su hazır. Sen gidip sadece ebru yapıyorsun. Aslında öyle zevki çıkmaz, çünkü ebru yapmaya hazırlanmak da önemli bir ritüeldir. Suyu, boyayı, kağıdı hazırlamak yaptığın işe daha bir sarılmanı sağlar. Ama kendimi iyice toparlayıncaya kadar hazıra konma düşüncesi hoşuma gitti. Bir süre sonra kendim yaparım, önce gidip sadece suya boya atayım bari. Ebru hocası da hoş bir kadına benziyor. Pazartesi günleri gideceğim. Böyle otur otur sıkıldım yahu. Denize de gitmiyoruz artık. Eh ne de olsa hava 30 derece filan, bu havada denize mi gidilirmiş! Hafta sonu gideriz hep beraber artık.
Bugün bir kitap aldım, Karin Fossum diye hiç duymadığım bir yazardan Kurttan Korkan Adam diye bir polisiye, Dharma Yayınları'ndan çıkmış. Çevirisi berbattı. Roman da zaten pek iyi değildi ama çeviriye kızmaktan bir hal oldum. Oturdum bitirdim ama sadece yeni bir şey okuyayım diye. Zaten son yıllarda şöyle iyi bir çeviri okumadım pek. Çevirmenlere öyle komik paralar veriyorlar ki, iyi çevirmenler başka işler yapmayı tercih ediyorlar. Piyasa da bu paralara çalışacak amatörlere kalıyor haliyle. Yayınevleri editör çalıştırmaya da zahmet etmiyorlar artık. Sonra da niye kitap okunmuyor diye ağlıyorlar.